Engelsiz Masallar

Engeller ve engellilik üzerine çokça düşünüyorum bu günlerde. Aslında birer engel olmayan, kimliğimizi şekillendirip bizi birbirimizden farklı kılan özelliklerimizi birbirimiz için nasıl engele dönüştürdüğümüzü düşünüyorum.
İyi bir konuşmacı olmayan birini konuşmaya zorlayıp, katı eleştirilerle "düzeltmeye" çalışmamızı, içe dönük olanı dışa dönükleştirmeye, dışa dönük olanı ise kıyısından yamacından budayıp nasıl da içine döndürmeye çalıştığımızı...
Özgün dillerimizi nasıl tek ve ortak bir dile çevirmeye çalıştığımızı, nasıl da birbirimize kendi dilimizi dayattığımızı düşünüyorum.
Tüm bunları deneyimledikçe fiziksel engellilik haliyle soyut engellilik halleri içiçe bir sarmalla yer değiştirip gitgide daha anlamsız hale gelen bir simulasyona dönüşüyor.
Fiziksel ve zihinsel engellilikle ilgili tutum geliştirirken de aynı noktada durup düşünüyorum.
Bir tutum geliştirilmeli mi? Mesela bir farklılığımız sebebiyle kendimizi yetersiz hissediyorsak, bunun bize hatırlatılmasından memnun olur muyuz?
Ya da düşünce şeklimizdeki farklılık ve yöntem değişikliğimiz nedeniyle yapmaya talip olduğumuz işte "yapamaz" ön kabulüyle karşılaşmayı ister miyiz?
Peki başardığımız herhangi bir işte yetersizliğimizin sıfat haline gelip başarımızın önüne eklenmesini kabul edebilir miyiz?
Yetersizlik de değil, eksiklik de, engel de, kusur da... bir kadın olarak "kadın pilot" ifadesini duymaya alışabilir miyiz mesela? Kadın sporcu, başörtülü taksici, kadın polis gibi ifadelerin başında sıfat belirtilmeden var olan erkek polis, pilot ve sporcuya evrilmesini beklemez miyiz?
Engeller görmezden gelinmemeli elbette ama asıl engeli onu tanımlayıp kategorize etmeye çalışırken biz koymuyor muyuz sahi?
Soru işaretini çok sevdiğimi biliyorsunuz artık. Çünkü cevaptan çok soruya sahibim ve sahip olduğum cevapların başkalarının da cevabı olmadığını bildiğimden bir kısmını kendime saklamayı yeğliyorum.
Elimde çok samimi bir çalışma var.
Ayşegül Sözen Dağ'ın yazdığı "Engelsiz Masallar" çocuk kalbine işleyen sıcacık masallarla, engelleri kendi ellerimizle koyup kaldırışımızın türlü biçimini anlatıyor okura.
Doğrusu ya tekrarlayan resimler, uzun metne yayılmış hikaye ve grafik düzenlemesi sebebiyle "didaktik çocuk kitapları"nda sıkça karşılaşıp tercih etmediğimiz yayım usullerine rağmen Ayşegül Sözen Dağ'ın masallarını sevdik.
Hiçbir masalı ertesi güne bırakmayı kabul etmeyen küçük okurla bir gecede okunan yetmişyedi sayfadan sonra diyebilirim ki, yazar küçük okurun kalbine giden en kısa yolun haritasını elinde tutuyor. 
Deyimler, uzun cümleler, girift benzetmelerle beraber 6 yaş ve üstünün keyifle okuyacağını tahmin ettiğim eser,  10 masaldan oluşuyor.

"Engellileri" görünce ne yapacağını şaşıran, sözleri ve halleri birbirine karışan çocukları onlarla daha çok tanıştıralım. Aile fertleri ve akrabalarda, yoksa mahallede, orada da yoksa bakımevlerideki engellilerle tanıştıralım.
Hayatın içinde tabii biçimde yer almayan "engelliler", masallarla yer edinir mi hayatta bilinmez.
Ama şunu biliyorum ki, "Engelsiz Masallar"da hepimiz için bir masal var ;)

Engelsiz Masallar
Yazan, Ayşegül Sözen Dağ
Resimleyen, Mümine Yeşilmen
Kayalıpark Çocuk
77 sh.
6+







2 yorum:

  1. Çok güzel , rehberliğinde epey kitap alacağım bu ay. Teşekkürler��Hilal K.Ozdamar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu bana, Hilal :) Rica ederim. Faydalı olması duasıyla 💕

      Sil

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement