Seni Çok Seviyorum Allah'ım!

Claire Jobert'le güneşli bir sonbahar günü Validebağ Korusu'nda tanıştık.
Tanıştık ya! Sözcükleriyle; sözcüklerinden süzülen samimiyeti ve derdiyle tanıştık.
Fransız asıllı çocuk kitabı yazarı Jobert, "Çocuk Edebiyatı"nın yanı sıra, "Çocuklar için Felsefe" alanında da  çalışmalara sahip.

Yazarın, "Seni Çok Seviyorum Allah'ım " isimli çocuk kitabı serisinden bahsedeceğim sizlere. Ama önce..
Yakın takipçiler bilir ki eğer küçük tereddütlerle beraber güzel bir okuma tecrübesi aktaracaksam, tereddütleri de okuyacaksınız demektir. Paylaşmaktaki gayem benim için küçük olabilecek tereddütlerin bir diğeri için büyük, bir başkası için ise önemsiz olabilmesi dolayısıyla hükmü okura bırakmak.

Şimdiye dek dini içerikli çocuk edebiyatı eserlerinden çok azını sizlerle paylaştım. Zira dini eğitimde "öğretme" ve "soruları cevaplama" gayesi taşıyan eserlerin büyük kısmında henüz sorulmamış soruların erken cevapları ya da yalın bir 3 yaş metninin akışında soyut meselelerin derin analizini görüyorum.
Kimi eserlerde ise adeta okul öncesi çocuklara ilmihali bütünüyle öğretme gayretini farkediyorum. Bu tür eserlerin çocuk tarafından keyifle ve iştiyakla okunması, dolayısıyla zor oluyor.
Kısa bir din öğretimi tecrübem ve konuyla ilgili eğitimim olmasına rağmen okul öncesi değerler eğitiminde yapılan küçük hataların büyük sonuçlarına şahit olunca, bu konuda öneride bulunmanın ağırlığını daha çok hissettim.
Tüm bu kaygıların bir sonucu olarak çocuk kitabı metninde ahlaka, erdeme, dini değerlere aykırı hususlar bulunmuyorsa o kitabı "Dini içerikli kitap" kabul ettim. Öyle değil mi ya, din hayatın kendisi!

Erken çocuklukta dini içerikli çocuk kitabına neden ihtiyaç duyduğumu çok düşündüm. 
Kendime verdiğim cevap, çocuğumun sorularına vereceğim cevaplarda iletişim dilini çözemediğim oldu. Adeta benim yerime  kitaplar cevap versin istiyordum. Hikayelerle, tatlı tatlı cevaplar versin; çocuk dilinden,çocuk kalbine ve zihnine cevaplar..
Oysa ki küçük okurun meraklı sorularından fazlası ya da eksiği var kitaplarda. Bazen de aslında hiç sormadığı soruların kafa karıştıran hazır cevapları.
Bir taraftan da cevaba eşlik eden yan hikayelerin yan cevapları..

Okul öncesi değerler eğitimi ve dini eğitim eserlerinin son derece yalın olması gerektiğine hükmettim.
Bu süreçte çok az sayıda dini içerikli eser, dua kitabımız, minik Kur'an'ımız oğlumun kitaplığının en nadide köşesinde oldu hep. 
Cevaplar içeren eserlerden ziyade, Allah ve peygamber sevgisi, dua ve erdem üzerine yalın öyküleri tercih ettim.
Cevaplar için ise sayın Mehmet Teber'in tavsiyelerinden çok fazla istifade ettim. Kumdaki ayak izlerimi bu tavsiyelerle derinleştiriyor ve okumaya, öğrenmeye; adımlarımı, onları takip eden küçük oğlum için düzeltmeye devam ediyorum.
Gelelim Claire Jobert'e ve onun sevgili eserlerine.
"Jobert'in İslam'a ulaşırken takip etttiği yolun felsefi hikayeleri diyebiliriz bu eserlere. "(Bu tesbiti, sevgili Taş Masalları müellifi Elif Konar hanımdan naklen aktarıyorum.)
( 6-7 yaş ve sonrası için 6 kitap)
Blogda zaman zaman hakkında yazdığım eserlerle* beraber, muadillerine nisbetle dikkate değer ve güzel bulduğum seriyi bir süredir sindire sindire ve keyifle okuyoruz.
Bazı küçük pürüzler ve soru işaretleriyle beraber 6 kitaplık serinin özellikle 4 kitabını çok sevdik.
"En Güvenilir Arkadaş"ta anne ve babası avcılar tarafından öldürülen fil yavrusu Pilo, en güvenilir arkadaşı bulmaya ve yalnızlığına bir son vermeye çalışıyor. 
Ancak, "...Artık şu koskoca dünyada benim hiç kimsem yok!" dediğinde çatık kaşlı leylek tarafından uyarılıyor. "Lütfen öyle konuşma! Allah'a inanan biri, kesinlikle kendisini yalnız hissetmez!"
Leylek kaşlarını çatmadan, " Üzülme sevgili Pilo, Allah var. O her zaman yanımızda ve asla yalnız kalmayacaksın/ yalnız kalmayacağına inanıyorum" diyemez miydi?
Göçebe leylek dışında, ormandaki hemen her hayvan fille arkadaş olmak ve yalnızlığına bir son vermek için seferber oluyor. Pilo ise hangisini seçeceğine karar verirken bir miktar zorlanıyor.
En güçlüsünü mü seçse, en güzelini mi?
En hızlı koşanı mı? En kurnaz olanı mı? Kimi?
Leylek yetişiyor imdadına ve hikayenin bu en tatlı yerinde Allah'ı bilen, onun her zaman ve her yerde, gizlediğimiz ve aşikar ettiklerimizi gördüğüne iman eden bir dostun en güvenilir dost olduğunun mesajını veriyor.
Leylek kaşlarını çatmış olsa da fabl tadındaki bu hisseli oyunun öyküsünü çok sevdik.


















"Küçük Yeşil Kertenkele"de, "Allah'ım her şeyi ne kadar da güzel yaratmışsın!" diyerek her bir yaratılmışa öykünen kertenkeleciğin hikayesini okuyoruz.
"Allah niçin bana da kanat vermemiş?",
"Allah niçin bana da yüzgeç vermemiş?"
"Zıplamak çok güzel bir iş olsa gerek, öyle değil mi? Peki öyleyse Allah niçin bana da zıplama özelliği vermemiş?"
Diye ardı ardına sorgulayan kertenkelecik; ne kuşun kanadında, ne balığın sırtında, ne de kangurunun kesesinde rahat ediyor.
Derin bir nefes alıyor ve ihtiyaçlarını bilip onu ihtiyaçlarına göre donatan Allah'a şükrediyor. 💕

















"Minik Farenin Duası"nda, yapayalnız bir farenin Allah'tan, ona masallar anlatıp kurabiye pişirmesi için bir büyükanne dilediği duasını okuyoruz.
Nimetlere kavuşma arzusuyla göz yaşı dökerken yanı başımızdakileri nasıl da farketmediğimizi anlatan hikaye; minik fareyle birlikte hepimizin hikayesi.
Yazar, "Ah farecik! ne istemiştin, hatırlasana!" dedikçe küçük okur muzip bir heyecanla atılıyor; "İşte! Duan gerçekleşti ya zaten! Çoktan gerçekleşmiş ya, görmüyor musun!?"

















"Elveda Yaşlı Rakun"da dünyaya gelmek istemeyen bir tavşan yavrusu ile yaşlı bilge rakunun hikayesini okuyoruz.
Bir türlü annesinin karnından çıkmak istemeyen 7. yavru sebebiyle üzgün tavşan ailesinin imdadına, yaşlı rakun yetişiyor.Orası karanlık ve yalnızsın. Burada biz varız ve dünya çok güzel diyor anne tavşanın karnına doğru, usulca. Dünyaya bilge rakunun sözleriyle gelen yavru tavşan, büyükbaba rakunla arkadaş oluyor.
Ancak bir süre sonra yaşlı rakunun veda vakti geliyor.
Harika bir doğum hikayesini dokunaklı bir ölüm ve vedaya, incelikle bağlayan hikaye, dünya ve ahiret arasındaki   yaşam döngüsünün tabiiliğini ifade etmekte çok iyi ancak çokça hüzünlü. Gözleri dolarak seven küçük okur, Yaşlı Rakun'a sarılarak uyudu.
















Serinin diğer iki kitabından biri, bizi yazarla tanıştıran sevgili Nur Sena'nın çok sevdiği "Allah'ın Kurabiyeleri".
Nimetler içinde harikulade bir sabaha uyanan küçük ayıcık Allah'a şükrünü ifade etmek için hediyeler arıyor. Karga kurabiye yapmasını teklif ediyor. En güzel fikir ise kirpinin!
Ona göre hediyelerin en güzeli, herkesi sevmek; çünkü Allah sevgiyi kurabiyeden daha çok sever!
Bu çok tatlı hikayede birden fazla "ama"ya takılan küçük okur ve annesi, kitabı listeye almakta bu sebeple tereddüt etti doğrusu.
Allah'a kurabiye pişirme fikrini eğlenceli bulan küçük okur, karganın " ..Oraya bırak ve geri dön. Çünkü sen orada kalırsan, Allah kurabiyeleri alırken utanabilir!" sözünden hoşlanmadı. Öyle ya Allah'ın uyumaya, yemek yemeye ihtiyacı yoktur. Hem Allah bir insan gibi utanmaz da.O tüm bunlar için var olan cevaplarıyla çatışan bu öyküden rahatsız olup güvenli cevapları sorgulandığı için duygusal bir sancı duyarken düşündüm.
Duyduğu sancının rahatsızlığıyla okumayı reddettiği bu öykü 6+ yaş grubundaki bir başka çocuk tarafından okunduğunda da, soyut ve somut kavram kargaşasına sebep olur mu? Bu noktada beni aşan durumun tahlilini okura bırakıyorum.














Serinin elimizdeki son kitabı ise, "Allah'ı Ararken".
Her gün Allah'a yakaran ama Allah'ın cevap vermediği Zeynep Teyze'nin öyküsü, serinin "ama"lı olduğu için listeye almadığım diğer kitabı.
Sincap Muşka Zeynep Teyze'nin seslendiği Allah'ın kim olduğunu bilmiyor ama kimsenin ona cevap vermediğini, kapısını çalmadığını görüyor.Muşka'nın Zeynep Teyze'ye getirmek için Allah'ı dere tepe aradığı öykü, yarattıkları aracılığıyla O'nun sıfatlarıyla buluşturuyor Muşka'yı ve okuru.
Muşka Allah'ın gözle görülmediği ancak kâinatı kaplayan nişâneleriyle bilindiğini öğreniyor. Gönül gözüyle görebileğini anladığında tatlı bir uykuyla gözlerini yumuyor. 
Allah'ın dualara cevap vermediği, yakarma ve seslenmeleri duymadığı önermesiyle başlayan bu güzel öykü bizi sadece bu kısmıyla tedirgin etti. Ancak bu "ama"yı önemli bulup bulmamak size kalmış doğrusu. 
Her akşam dua eden ve dualarının duyulmadığını düşünen bir miniğiniz vardır belki? Sincap Muşka da onu seslendiriyordur?
Mesele şu ki, belki de sizin okur her şeyle beraber, Allah'ın onu duyduğuna dair taze ve sıcak bir iman sahibiyken bu sorgu, bir cevap olmayacak.














Amalar ve ince güzelliklerle birlikte, dikkate değer güzellikteki bu seriyi, nihayet sizinle paylaşabildiğime çok memnunum.

Seni Çok Seviyorum Allah'ım! / 6 Kitap
Yazan ve Resimleyen, Claire Jobert
Nar Çocuk
7+ yaş
(6 yaştan itibaren de tercih edilebilir)

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement