Yutkunsam katmerlenen...

Sıradan bir günde, sıradan bir kadın, market zincirlerini dolaşıp bir haftadır geri sayımla bültende gördüğü oyuncağı bekleyen küçüğünü sevindirmenin yolunu arıyordu.
O şube senin, bu şube benim koştururken boğazına takılmış bir hıçkırık, yutkunsa katmerlenen.
Nedir, kim bilir?
Memleketin dört bir tarafına çil yavrusu gibi dağılmış, her taşın altından küçük bir hazine gibi başını çıkarıp filizlenen bu market zincirinin şube sayısınca üleştirilip dağıtılan bülten ürünlerinden, sabahın erken saatinde kuyruğa girip tüketenlerinden geriye tek tük kalmış oyuncağını bulmuş ama mes'ud olamıyor.
Boğazına takılmış bir hıçkırık, yutkunsa katmerlenen. Nedir, kim bilir?
"İri yarısı" bir adam, zoraki şişirdiği göğüs kafesinden bir aslan hırlaması çıkarken, aşağı yukarı ve dairesel voltayla yürümekte.
Bir mafya adamı edasıyla şubeden kovacağı elemanların af dilemesini umarken, acınası gücünü haykırıyor.
Az ötede, yine bir market zinciri.
Önünde üç beş kadın, haftaya gelecek ürünlerin ne kadar muhteşem ve gerekli şeyler olduğu hakkında konuştuktan sonra takvimlerine işaret koyup alarmlarını ayarlıyorlar.
Acziyetine bigane sayısız insan marketleri doldurup boşaltırken, televizyonları da doldurup boşaltıyor.
Fil Dodo gibi* her şeyi ama her şeyi çekip alarak ekrandan, uzay boşluğundaki titreşimlerin karıncalarını bırakıyorlar geriye.
Mırıltılar, dualar, mırıltılar, dualar...
Karıncalı ekrandan düşük frekansla dualar duyuluyor.
Evrene salınmış ve bir kalkan olmuş dualar.
Boğazıma takılmış bir hıçkırık, yutkunsam katmerlenen. Nedir, kim bilir?
Baudrillard sesleniyor yine arkadan. İçimi ezip geçerek hatırlatıyor. Acımasızca yüzüme vuruyor, fişi çektiğimde benim için yok olan acıları.
İçerideki kedinin çığlığını duyarken kutu kapalı kalsa ne olur.? **
Boğazıma takılan hıçkırık yuvarlanıp bir çığ gibi içine katıyor.
Duaya varıyorum.
Ama sürurua eremiyor gönlüm.
Allah'ım sen yeryüzünün mazlumlarını felaha erdir.
Sen küçücük çocuklara, yeryüzünün masum, güzel emanetlerine bu zulmü reva görenleri ilahi adaletinle cezalandır.
Allah'ım sen hesap gününe alnı ak çıkar.
Allah'ım...






*Dodo'nun Komik Karışımları- Eva Montanari
**Schrodinger'in Kedisi hani, o kedi işte bu

Banksy'den



2 yorum:

  1. Muhteşem! yazabilmek ne güzel... ağlayabilmek gibi... Kaleminize sağlık efendim. Çok güzel ifade etmişsiniz hali pür melalimizi de bir yandan...
    Fotoğraf seçiminizi ise es geçemeyeceğim. Bu denli boşluktayız birer sadece tüketici olarak, dibe doğru hızla ilerliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaşılmak da yazabilmek kadar güzel.Kafaları tokuşturup sözcüklerle ağlamak gibi... Teşekkür ederim ❤️

      Sil

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement