Sosyal Medya Anneleri?

Bir kaç gündür farklı mecralarda çeşitli yazılara rastlıyor ve ardından yazarlarının penceresine doğru uzanıp nereden baktıklarını anlamaya çalışıyorum. Bazen tamamen anladığımı hissetsem de bir kısmını anlamaktan çok uzağım.

Kadınların kadınlara karşı var oluş mücadelesinde olduğu bir sosyal medya var sanki. Blogger anneler ve takipçileri yarışı!
Bu yarışta kötü olan tek şey çocuklara ayrılması gereken zamandan çalınarak sosyal medya üzerinde anne olarak "takdir"/like alma yarışı belki de.
Etkinlikçi anne, kitap kurdu anne, gezen anne vs. her çeşit paylaşımla ilgili temel düşüncem, şayet samimiyetsiz ve gerçek yaşamdan uzaklaştıran bir uğraşa dönüşmüyorsa, yavrularımızdan çalmıyorsak hayırda yarışmanın bir türü olarak çok güzel olduğu.

Bu sebeple kendileri de blogger olan çeşitli annelerin bu hayır ve var oluş yarışında diğer annelerin niteliksizliklerini ve takipçilerin takipçi sayısıyla biçtikleri değeri eleşirmelerini haksız buluyorum.
(Efendim, diyor ki takipçi sayısı çok diye yazdıkları değer görüyormuş. Doğru mu, doğru fakat..)
İlgili yazılarla ilgili bağlantı paylaşmayacağım çünkü biliyorum ki bu tür eleştiriler bir sebeple mutsuz olup sosyal medyadan mutluluk devşirmeye çalışan, anlamını arayan kadınlara ve erkeklere yabancı değil.
İnsan.. disconnectus erectus.. fazlaca böbürlenmemize ne hacet!
Gutenberg Galaksisi" (bkz. Marshall McLuhan) keşfedileli bir hayli oldu. O köprünün altından çok su aktı anlayacağınız.

Dolayısıyla süper hızlı mesajlar döneminde anlamın hızla tüketilmesine dair eleştiriler de isabetli olmakla birlikte fert fert kendimize dönüp bakmaktan başkaca çare göremiyorum. Bir paragraftan fazla okumaya tahammülümüz olmadığı gibi bu tür "nitelikli"(!?) paylaşımlar da rağbet görmüyor, buna da evet.
Listeler, anketler, kılavuzlar, hızlı mesajlar dünyasındayız. Çipleri takıp Matrix hesabı damardan zerkedilmesine açız.

Bu durumda ötekini eleştirirken sosyal medyada harcadığımız zaman ve urettiğimiz işlerin kendi öz değer ve nitelikleriyle ilgilenmeliyiz. Başkalarınca hakkı teslim edilen değerle, 'like'la değil. Bizim gayretimiz ve samimiyetimizle..

Okuduğum eleştirilerden birinde zengin annelerin diğer annelerin satın alamayacağı kitapları bir iki kelimeyle sosyal medya hesaplarından tanıtarak sadece o kitapların yayıncıları için anlamlı bir iş yaptıklarından dem vurulmuş.
Sizi bilmem ama uzun ya da kısa, bir kitaptan bahseden bir kadının ya da erkeğin varlığı; bu eleştiriye kısmen katılsam da beni memnun ediyor.

Kitaba erişmek isteyen insanların gayret ettiklerinde çocuk kütüphanelerine erişebileceklerini, bu şekilde de erişemeyenlerin kazandıkları farkındalıkla bulundukları yerlerde kütüphaneler açilması ya da iyileştirmesi için gayretkeş olacağını biliyorum.

Varin siz bana "gidişat kötü bacııım, sen amma iyimsermişin!"deyin!
Dünya değisik bir yer artık. 81 kuşağı ve öncesinin anlamakta güclük çektiği bir dünya. Ama aslolanın araçlar değil amaçlar olduğu hesaba katılıp internet ve teknolojinin hedef gösterilmesinin anlamsızlığını hatırlatmak isterim.
Bakın özellikle etkinlikçi anneler bahsini açmayacağım çünkü hemen hepimizin en az bir fasıl uğradığı ve paralandığı durak orası.

Geçen gün oğluma kokoreç ısmarladığim dükkanda, kendisinjn de anne olduğunu söyleyen garson hanım geldi ve kendi ekmeğinden kalanı paketlemeye çalışan oğluma yardım etmeye çalıştı. Ben ayrı oğlum ayrı, zor durdurduk kadını. Anne refleksi ya da kadın refleksi, ne derseniz deyin ama kültürel kodlarımızdaki bu müdahelecilik, her şeyi ögretmeye çalışma hali, endişe ne biz ne de çocuklarımız için faydalı olmaktan çok uzak.
Gelelim bizim meselemize.
Şimdi baktım 400 küsür takipçim var. Hani kuş kadar der kimi  :)  Sayfalar dolusu yazıyorum bazen, üç dört kişi var okuduğunu bildiğim, bana yetiyor. Ama bazen "amaaan, ne gerek var adam sen de! Yazma! Kime ne yararı var.. iki kişi çocuğuna alacağı kitapları seçecek, üç kişi yazıklarınla rahatlayacak ya da yeni bir pencere açılacak.. sen yazmasan açılmayacak mı o pencereler" diyorum. Anlamsız geliyor, yorucu..
O kadar da önemli değiliz yahu! Kendi hayatımıza bakalım diyorum gülerek! Ben olmadan da olur!
Yazmadan duramam o ayrı, mecra başka olur ;)
Sonra bir dostum arıyor ve ne zamandır bloğa yazı girmedin, merak ettim diyor.
Bir mail geliyor.. Hani var ya "Onun için fark etti"meseli.. ondan sebep bahsedesim geliyor yeniden bir şeylerden. Alıyorum kalemi kağıdı, defteri tableti elime.
Çoğu zaman sayfada yazdıgım bir gönderi 50 kişiye ulaşıyor sadece, orada kalıyor. Oysa ki gercekten herkesin faydalanmasını istediğim birşey paylaşmışım. Vardır böyle huylarım. İlla paylaşacağım, teşekkür bile edilmesin ille de söyleyeceğim. Bir kisi de olsa istifade eden, bilip mutlu olacağım. Sosyal Medya olmadan da öyleydi ve sonuçları tamamen iyi değildi benim için. O kısım bende :)
Bu yazdıklarım kaçınıza ulaşacak bilmem ama okuyup mukabele edecek kişinin sesi yetecek yine bana.
Efendim daha önce söyledim, yazdım. Kitap satın almak konusunda ne düşundügümu okuyan hatırlar.
Benim öyle süper mega imkanlarım yok çoğu anne gibi. Ayrıca çocuk sahibiyseniz ve hele de birden fazlalarsa ihtiyaç kalemlerinin ne denli çok olduğunu biliyorum.
Hal böyleyken bir annenin çocuk kitabına ayırabileceği bütce üç aşağı beş yukarı belli.
Çocuk kütüphanelerini keşfetmeye ve ziyaret etmeye yönelik gayretlerimiz bunun için.
Çoğunlukla da satın almak yerine kütüphaneden temin ediyoruz. Az sayıda ve niteliksiz kütüphaneden şikayet ederken bir yandan da bunu değiştirmek için projeler peşindeyiz bir kaç arkadaşla. Tek tek, ferd ferd mücadele de mümkün mü? Bence mümkün..
Biz anneler bu mücadeleci ruhla inanın her zorluğun üstesinden geliriz.
Yeter ki kendi değerimizi fark edelim, takdir beklemek, kıyaslamak, kabuğuna çekilmek yerine ayağa kalkıp neyde iyiysek onu araç ederek amaçlarımız için gayret edelim.
Son olarak çocuğunuz için en iyi anne sizsiniz, asla bir başkası sizden daha iyi olamazdı bunu bilin ne olur. Sevgilerimle



4 yorum:

  1. okudum, hissettim, burdayım

    YanıtlaSil
  2. Ne güze yazmissiniz. Blogger annelik konusunda olayin bir cok yönü oldugunu düspnüyorum. Herkes Kendi ihtiyaci dahilinde Yazar ve herkesin inis cikislari olur. Blogu actigim ilk 3 ay cok etkinlik yaomistim bunlarin cocuga yaramadigini ya da bize iyi gelmedigini anlamam 3 ay aldi. deneyimleyerek degisiyoruz Iste. Unutkan biriyim ve gunluk Tutmayi denesem de her tasinmamda kaybolur. Biraz da yalnizlik Blog yazmayi keyifli gosteren faktorlerden biri.
    kitap konzsunda hep kutuphane kullanmisimdir. Ne yalan soyliyeyim gerelirse korsan da okurum. Özellikle populär kitaplarda oyle Hassas degilim. Yurtdisinda gordugum bir durum cok Hosuma gidiyor: popüler yayinevlerinin pahali Yeni kitaplari yayinevleri tarafinda. Kütüphanelere gonderiliyor. Bence yayinevleri de kutuphaneleri gelistirme noktasinda ellerini tasin Altina koymalari lazim.
    Bakalim ins kensimize ya da Baska bir iki kisiye faydamiz dokunuyordur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim.
      Ve..Amin, bu gök kubbede bir hoş seda da biz bırakalım inşallah. Bir kişi için fark oluşturalım, bir meselede atılan bir adım da bizden olsun. Varsın bebek adımları olsun ama olsun :) Blogunuzu severek takip ediyorum.
      Kitaplar konusunda dusuncelerimiz ortusuyor. Daha once yine sizden okudum saniyorum bu yayinevlerinin kutuphanelere kitap gondermesi meselesini. Burada bunun icin onculuk edip yayinevlerinin kulagina uflemek icin firsatimiz olabilir aslinda.
      Madem gonullu "yayin reklamcisi"yiz, o kadarcik beklentimiz de bizim olsun.

      Sil

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement