Çocuk İnsan Yavrusu Değil, Ayrı Bir Alemdir

Ayarı bozulan insanı fabrika ayarlarına çevirmeye ahdetmiş bir dergi var elimde. İyi biliyorum ki adeta bir mikro evrenle, saf ve bozulmamış özü barındıran çocuğu anlamakla mümkün olacak iyileşmemiz.
Çocuk Şehri'nin sokaklarına inip, ağır adımlarla arşınlayarak sokakları.
Topyekün değil belki de...
Tekrar yavaşlayarak, dinleyerek, dokunarak ve düşünerek olacak.
En baştan doldurarak plakları.
Nöbetçi Blog'da zaman zaman dergilerden bahsettiğim vakidir ancak müstakil bir bahse denk gelmediniz bu güne kadar. 
Çünkü, "Çocuk Şehri"yle ve Genel Yayın Yönetmeni sevgili Ayşenur Narboğa'yla henüz tanışabildim.
"Çocuk insan yavrusu değil, ayrı bir alemdir" mottosuyla 3 ayda bir yayınlanan taze derginin ikinci sayısının kapak konuğu "Tabiat".
Özgün içerikleriyle beraber, kimisini yakından tanıdığımız isimlerin yazıları karşılıyor içeride bizi. Kuş sesleri, derenin şırıltısına karışıp akarken Ornitoloji ve Doğa üzerine keyifli bir söyleşi okuyoruz.
Ve derginin satırları arasından, heyecanla başka bir hikayeye kayıyor zihnim. Sebepsiz değil elbet ama, herhangi bir hikaye gibi gelecek belki de size.
Dünyayı güzelleştiren insanların hikayeleri yanı başımızdan akarken, sıradanlıklarına aldanıp hızlı adımlarla kaçırıyoruz seyrini.
Anlatacağım, hala oradaysanız okuyacaksınız ve yazar dakikada on konu açıp onunun da kuyruğunu birbirine mi bağlayacak?, diye sual edip metnin endamına göz atacaksınız. Baktınız ki süper market yazar kasa fişi gibi, uzadıkça uzuyor. Kiminiz , "eeeeh!" nidasıyla terkedeceksiniz.
Hala orada olanlara, size anlatıyorum şimdi.
Yaşlı bir teyze, belki yetmiş, belki de seksen... rahatsız olacakmış gibi sesten.
Eminim, olacak. Seslenecek beriden.
"Aaa ne ayıp susun bakayım, kafamız şişti burada!" diyecek.
Kendi gençliğinden dem vurup yitip giden saygıya matem edecek.
Üç beş genç halbuki. Kim demiş gençse gülmeyecek?
Otobüsün kapıları açılıyor, kapıları kapanıyor. Sesler birbirine karışırken homurtuların arasından şoför bağırıyor: "Susun! Ayıp yahu! Toplu taşıma aracındasınız". Ne demek istiyor? Genç, neşeli ve enerjiksiniz ve bu haliniz çok sinir bozucu. Evrene yaydığınız o pozitif enerji kederimi önemsizleştiriyor, bana rağmen gülmeniz öfkemi perçinliyor.
Yaşlı teyzeye bakıyorum göz ucuyla. Bağıracak olmalı hemen şu anda. Hiç olmadı, bir "cık cık". Yaşlıların kafası "gürültü" kaldırmaz çünkü. 
Oysa o bağırmak şöyle dursun, sitemkar bakıyor koltuğundan şoföre, yolculara. 
"Genç onlar canım, gülecekler , konuşacaklar. Siz gençlere saygı göstermezseniz nasıl saygısızlıklarından dem vurursunuz?"
O anda teyzenin yanakları al al oluyor. Tabiatın en güzel renkleri etrafını sarıyor. Öyle bir ışıldıyor ki az önce homurdanmakta olanların gözleri kamaşıyor, başları öne eğiliyor.
Gençlerse kahkahalarla bindikleri otobüsten bir kaç dakika sonra kahkahalarla iniyorlar.
O teyzeyi tanımıyorum. 
Aslına bakarsanız otobüste olanı biteni izleyen o romantik hayalperest de ben değildim. Ama dinlediğimde bu hikayeyi, koşup gidesim, bulup sarılasım geldi ona. Öyle ya! Eğer kahkahalarla gülen bir grup genç değil, plaza adamı olsa parmak sallanarak susturulmazdı. 
İşte sırtındaki görünmez süper kahraman peleriniyle o teyze neyse o limandakiler için, tek bir iyi adım atan herkes öyle, yaşamına değdikleri için.
İrili ufaklı onlarca süper kahraman var hayatımızda. 
İdealist, sorumluluk sahibi digergam. Tanımıyoruz çoğunu, çok daha fazlasını ise önemsemiyoruz bile.
Çocuk nüvesindeki insana ve varoluşa saygıyla ayağa kalkacağına, dirileceğine inanıyorum insanlığın. 
İyi işler yapma azmiyle dolu süper kahramanların varlığıyla dirileceğine...
Buyurgan, otoriter, yapay ve didaktik yetişkinler dünyasının Çocuk Şehri'yle tanışması gerek.
Ayşenur ve Doğan Narboğa çiftinin üstün gayretleriyle bütünüyle bağımsız biçimde yayın hayatına başlayan derginin yazı başlıklarında; "Doğa Eksikliği Sendromu" (BBC Nature), "Bir Dağ Gibi Düşünmek" (Songül İnanç), Usturlab Atölye, Sümeyye Ceylan söyleşisi, "Çocuğun Cinsiyetçi Doğası" (Şule Ataç Kızılorman), "İnsanı ve Doğayı Gözetererek Büyümek" (Şule Seda Ay), "Çocuklara Tabiat Dersleri" (Volkan Paçacı), "Yeni Küresel Çocukluk İmgesi: Bart" (Ayşenur Narboğa) ve dahası var.
Heyecanla sayfalarını çevirdiğim dergiyi mesleki alışkanlıklıkla grafik ve mizanpaj açısından değerlendirip eleştirmiş olsam da, amatör heyecanla nitelik ve idealizmi bir arada harmanlayan küçük kusurları ayrıca sevdim. 
Ve bu dergiyi ortaya çıkaran süper kahramanları.
İlk sayıyı kaçırmış olmanın kederiyle der ki Nöbetçi Blogger, varın siz siz olun nadir bulunacak bu nitelikli şölene geç kalmayın.









0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement