Prensi Olmayan Masal Kitabı

Bu kitabın bir prensi yok ama prensesi de yok. -Yok dediysem..amaan karıştırmayın orasını-.
Prensi, prensesi falan boş verin de; bakkal amcası, nenesi, komşu teyzesi, çileği, pimpiriği var.
Süper eğlenceli bir Fatih Erdoğan eseri, Prensi  Olmayan Masal Kitabı.
Yazar, o kadar canlı ve neşeli tasvir ediyor ki karakterleri, Hüsamettin beyi tanıdığıma neredeyse eminim. Hele babaanne! Ya iyi tanıyorum ya da o olmaya namzetim. İkincisi biraz ürkütse de gerçeklerle yüzleşmeliyim.
Erdoğan'ın ince zeka ürünü mizahı ve tanıdık bildik sahneleri bilmedik tasvirler ve olağanüstü gözlemlerle zenginleştirdiği kitabı 5 hikayeden mürekkep.
Hikayelerden ilki, "Hüsamettin Bey'e Çilek Dokundu".
Çilek dediği, Çilek hanım. Hüsamettin beyin birlikte tavla oynayıp memleket meseleleri konuşamadığı için fena halde sinir olduğu yeni komşusu. Yanakları kızardıysa, çilek dokunduğundan. Ama çilek dediği, biliyorsunuz işte.. Çilek hanım; sadece yanakları kırmızı olup kafasının üzerinde yeşil yapraktan şapkası olmayanından.
Çilek hanımın fütursuzca ona buna, çocuğa, büyüğe dokunduğu (!) hikayede bir yer var ki küçük okuru pek rahatsız etti. 
Hadi sokakta dokunuyor, dürtüyor, çilek allerjisiyle yüksek perdeden kalp atışlarına sebep oluyorsun da.. Sevgili Çilek hanım, Hüsamettin bey hastayken izni olmadan evine girmek ve hatta yine izni olmadan pijemalarını giydirmek de ne oluyor. 
Hem hasta olmak dediysek, biliyorsunuz işte..yine Çilek dokunduğundan :)
İkinci hikaye, "Şu Babaannem!" ise bir dairenin çevresini dolaşıp ihtiyarlıkla  tamamlandığında, sırtında çocukluğunu bulduğun o döngüsel yakınlığı yaşatıyor okura.
Ha çocuk, ha yaşlı ; ha çocuk, ha deli!
Bastonunun ucunda torununun ilavesi ilaç kutusu, çamaşır lastiğiyle bağlı kalın camlı gözlüğü, ayarsız ve öngörülemez unutkanlığıyla çılgın fakat pek tatlı bir ihtiyar. Tatlı dediysem, ihtiyar halime teselli mahiyetinde.
Babaannenin dışarıdan defalarca zile bastığı halde her nedense içeri almadığı torununu ağaca tırnanıp, cama uzanmış görünce: "Defol şeytan! Eşhedü en lâââââ..."diye bağırdığı an okur da kahkahayı koyuverdi. Ama bir yandan ihtiyarın kendi torununu tanımayıp korkan haline gülerken, bir yandan torunun yerine geçip söylediklerine pek bozuldu. 
Üçüncü hikaye ise pimpirikli olduğu kadar müşkülpesent de olan "Pimpirik Amca'nın Öfkesi". Kimseciklere ihtiyacı olmadığı, hiçbir şeyi beğenmediği gibi tedbirde de haddi aşan Pimpirik amcanın ormanın kuytusunda tek başına ve baş aşağı bir ağacın dalına takılı kaldığı hikayede biraz pişmanlık, azıcık ders ve dayanışma var.
Ve en sevdiğimiz son iki hikayenin ilki, kitaba da ismini veren "Prensi Olmayan Masal Kitabı".
Bora'nın gözleri kitabındaki prensesin korsan esaretindeki macerasındayken, adımları annesinin kuponla kazandığı tabakları almak üzere büro yolunda.
Prenses korsanlardan kurtulmak için tabakları gözüne kestirdiğinde, kuyruğun öte başındaki küçük kız da yere düşen tabakların yerine yenisini alma ümidiyle boynu bükük beklemede.
Prenses, masanın üzerindeki tabakları bir bir alıp korsanlara atarak oradan kurtulmanın yolunu ararken, küçük kız üzgün kırılan tabaklara bakıyor. Prenses korsanların elinden kurtuluyor, ama ya küçük kız annesinin kederli azarından nasıl kurtulacak?
Prensesin kurtulmak için bir prense ihtiyacı yok ama küçük kızın bir prense ihtiyacı var. Bora, küçük kızın peşinden "prenses"diye seslenirken, küçük okur hangisi masal hangisi gerçekti; gerçek olan ne kadar gerçekti diye düşünüp gülümsüyordu. Ya da sadece gülümsüyordu. Öylece, neşeyle!
Son hikaye ise bizce en eğlencelisi. Bir kuyruğumuz olması fikri o kadar eğlenceli ki, ellerimde poşetler varken burnum özgürce kaşınabilir artık. Dört ayağımın üstüne düşer, kapıyı kuyruğumla açar, ampul değiştirmek için merdiven kullanmam. En yüksek raflara erişir, kuyruğumdan salıncak kurup sallanırım. 
Hem yazarın dediği gibi kazık kadar insanlarız. Ayıptır bu yaşta, "Sırtımı keseler misin?"diye nida edip paralanmak. 
Kelime şakaları da eklenince kitabın en neşeli hikayesi oldu kuyruklu hikaye.
Mustafa Delioğlu'nun bol tasvirli resimlemesiyle pek uyumlu hikayeler damağımızda yeri doldurulmaz bir lezzet bırakıp, ardına bakmadan döndü kütüphane emanetleri köşesine.


Önemli not: Son hikayedeki resimlemede dövmeli ve göbeği azıcık açık bırakan tişörtüyle resmedilen kuyruğu boyalı "asi genci" kötü misal kabul edip tercih etmek istemeyebilirsiniz. ;) 

Prensi Olmayan Masal Kitabı
Yazan, Fatih Erdoğan
Resimleyen, Mustafa Delioğlu
Mavibulut Yayıncılık
7+ ve büyümeye dirençlilere!
86 sh.










0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement