Kötü Kelimeler Sözlüğü

Acil durumlarda kullanılmak üzere bir "Kötü Kelimeler Sözlüğü"müz var bir süredir. Şaka değil, çok ciddiyim.
Yakın geçmişte Behiç Ak'ın "Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı"nı okurken şapşal kelimesini incitici bulup şaşkınla değiştirmiştik. Oğlum pek sevdi bu "şaşkın"ı. Gülünç bulduğu her durumda alay etmek yerine sevimli sevimli gülüp "şaşkın"ı yapıştırıveriyor.
Ancak takdir edersiniz ki şaşkın kâfi gelmiyor artık.
Biz yetişkinler nasıl zaman zaman kaba sözcüklere muhtac hissediyorsak çocuklar da duygu ve düşüncelerini ifade edecek başka araçlara ihtiyaç duyuyorlar. Ben öyle gözlemliyorum ki o sözlü araçlar ne kadar kısıtlanırsa kaba tabirle havlayamayan ısırmaya meyyal oluyor.
Sözlerdeki şiddet de fiziksel şiddet kadar yaralayıcı olabilir elbette. O yüzden araçlar için iyi birer yönder olmanın önemi artıyor.
Kinaye sanatıyla da bir süredir tanışan oğlum onu da diline malzeme etse de yaşıtlarıyla kinaye üzerinden iletişim kurabildiklerini iddia edemem.
Taş çatlasın 5-6 yaşındaki çocukların münazara usulü afilli edebi ve felsefi konuşmalar yapmalarını bekliyor ve bazen çok gülünç oluyoruz 😃
Eşim kaba kelimelere karşı en az benim kadar hassastır ve nadiren çocuğun ya da bir başkasının varlığına rağmen kabalaşır. Onun bu hassasiyetinin etkisiyle bir başkasının arkasından kendi kendime söylenirken bile doya doya akıtamam zehrimi. Kelime polisi ve adalet terazisin biricik mümessili olarak hayali bir temsilcisi hep kafamın içinde muhalefettedir. 😃
Bizim oğlanın da bu anne babayla pek farklı olması beklenemezdi tabii. Okulun ilk haftası birinin küfür ettiğini, çok kaba sözler söylediğini anlattı utana sıkıla başını eğerek.
Ne söyledi diye sorduğumda aldığım cevapla üç boğum güzelim kahkahayı yutkunmak zorunda kaldım.
"Yürü git beaa, aptal mısın nesin!?" demiş..
-Bu hatıranın bir yıl önceki versiyonunda, öfkeyle "Salak!"diyecekken S'den sonrasını yutup az kalsın söylüyordum diye üzülmüştü.-
Peki, kabul. Son derece kaba ve üzücü ama saniyeler içinde aklımdan geçen olası kelimeleri düşününce teselli oldum diyebilirim.
Bir süredir bu konuyu düşünüyorum da..
Ben şehrin içinde ancak ne kadar şanslıyım ki sokakta büyüdüm.
Neler, ne kelimeler atlattık da ne dilimizde ne kalbimizde eseri kalmadı.
Çok orjinal küfürler de duyduk, bazıları hayli komikti ve kabul ediyorum bir kısmı travmatikti. Ama o  yaşlarda pis kelimeler eğlencelidir ve travma boyutu sadece ebeveynlerce farkedilir.
Söylediğimiz her pis kelimeye karşılık aldığımız yüksek oktav yetişkin tepkisi, bizim için anlama dair fikir vermesi için yeterliydi.
Bu arada kafamızı karıştıran şeyler de yok değildi hani. "Arkadaşım Eşek"diye keyifle şarkı söylerken, eşeğin oğlu eşek kelimesi nasıl ve neden küfür kabul ediliyordu ki? 
Herhalde büyüyünce anlayacaktık.
Büyüdük, anlamadık.
Ama sözcüklerin manalarını insanların verdiklerini ve ne kadar yıpratıcı olabildiklerini anladık.
Demem o ki sevgili anneler.
Şapşal o kadar da kötü değilmiş 😉






0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement