Gogo, Günısıgı ve Ben

Gogo ve Günışığı bizim minik kitap kurdunun sipariş listesinin başlarındaydı geçen ay. Kütüphane ganimetlerinin kitaplıgındaki misafirliği ve buruk ayrılıkların artmasıyla zaman zaman detoks mahiyetinde bir liste oluşturup, satın alıyoruz. Böylece ayrılmak zorunda kalmayacağını bilerek edineceği bu yeni dostlarla güven buluyor sanki.
Kimilerini ise bir süre sonra tekrar kütüphane raflarında gördüğünde, uzun süre ayrı düşmüş iki dost gibi kucaklaşıyorlar. <3

Uzun süre bloğa kitap yazamayacak kadar yoğun bir iş-ev gündemi olunca bugün fazladan mesai yapıp arayı kapatayım dedim ve kucakladığım gibi kitapları, çöktüm yatağın üstüne.
Koşa koşa yanıma geldi, bir kaç tane de onun kucağında: "Anne bunları da okuyalım mı!?"

Bazen düşünüyorum da onun dışında da kendimi tanımladığım , keyifle yaptığım onca şeyin içinde hep o var. Ofiste, elimdeki herhangi bir iş için fikir ve proje üretirken de hep onun gözleri gözlerimin önünde. Hayata baktığım o pencere onunkine o kadar yakın ki bazen çok ciddi bir işe, örneğin endüstriyel bir firmanın fuar tanıtımına falan çizgi film çılgınlığında fikirler bulabiliyorum. İşin fenası bana gayet normal geliyor ağzımdan çıkanlar.

Ama çok yorulduğumda..
Gogo gibi ben de tüm gün uyumak istiyorum bazen. Birileri masal anlatsın bana da, yemekler, tatlılar, yapılmayı bekleyen tüm işler, sağlık, iş, okul takibi..hepsini biri benim için halletsin.

Hiçbir şey için kaygılanmam gerekmeden deliksiz bir uyku uyuyayım, sonra da yine hiçbir kaygı gütmeden çıkıp denize karşı oturup dalgaların sesine katayım zihnimin karmaşasını.

Sonra..birden en sevdiği şeyi kaybetmiş, bavulunu, biletini ya da büsbütün kendini; bineceği otobüsü kaçırmış da kan ter içinde uykudan uyanmışçasına eksik ve kayıp kalkıyorum oturduğum kıyıdan.

Eskiden anlamlı gelen, ozlediğimi sandığım şeyin şimdi anne olmadan, çocuğum olmadan, onun hayatıma kattığı bambaşka anlam olmadan hayal edilmiş tek karede bile ne kadar değersiz olduğunu farkediyorum. İçim hüzünle dolu bir sevgiyle çağlıyor öyle anlarda, gözlerime soğuk çalıyor rüzgâr.
Birkaç dakikalık dinginlik ve uyku arzum değersizleşiyor oracıkta.

Ah Gogo..o da anlıyor ya sonunda, dokunmadan, kalkıp nefesini havaya katmadan, adım atıp ilerlemeden, sarılıp yükselmeden bir anlamı yok o konforun.
Günışığı onunla oynamak için beyhude beklerken uyanmasını, Gogo yatıyor, yatıyor, yatıyor.. ta ki Gün ışımayı bırakana, ortalık sessizliğe bürünene kadar!
İste o zaman sıçrıyor yattığı yerden Gogo!
Şimdi yatma sırası, dışarıda fena halde şifayı kapmış olan Günışığı'nda.
İlişkiler emek ister, hem de her türlüsü.. ve dostluk, birlikte yaptığın şeyler değil, hissettiğin şeylerdir. Belki tek kelime konuşmadığınızda da gönlüne ayna olandır dost.
Anlaşılan o ki Gogo da bunu hatırlıyor nihayet.

Boşuna demiyoruz değil mi, çocuk kitapları aslında yetiskinler içindir de.. büyümeye dirençli çocukluğumuz için!

*Ofra Amit'in sıradışı ve hoş resimlemesi de bahse değer doğrusu.

Gogo ve Günışığı
Yazan, Dafna ben Zvi
Resimleyen, Ofra Amit
Final Kültür Sanat
4+







0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement