Keçeci Bayram ve Anka Kuşu

Can Göknil'in kaleminden sıcacık bir masal Keçeci Bayram'la Anka Kuşu'nunki..
Çocukluğumun masallarının tadında bir edebi ziyafet.

Yazar masalla okuru, bacasından dumanlar tüten bir köy evine misafir ediyor. O söylemese de okur satır aralarında çıtırdayıp harflerin aralarından tüten dumanıyla evin ocağının, mis gibi yemeklerinin kokusunu alıyor, kuzu melemelerini duyuyor, yün kokuları içinde tabiatın boyasına bürünüyor.

Kelimeler usul usul akan bir nehir gibi keçenin ve boyaların yolculuğunu, Anka Kuşuyla buluşmalarını anlatıyor.

Öyle naif, öyle tatlı ki dili..

Ali, keçeleri çalmasaydı eğer, kötü alışkanlıkları olmasaydı, sigarası evi tutuşturup da güzelim Anka Kuşu'nu küllerinden yeniden doğurmasaydı Keçeci Bayram ve anası bu masala doğmayacaktı.

Bu kitap hiç yazılmayacak, biz de okumayacak, bu satırları yazmayacaktık.

Minik okura, insanların degil eylemlerin kötü olduğunu ve en kötü için bile bir iyileşme ihtimali olduğunu düşündürmeyecekti.

İşin aslı oğlum son kütüphane ziyaretimizde raftan çekip elime verince şöyle bir göz gezdirip, "Can Göknil yahu! Ona büyük gelirse ben okurum" diye aklımdan geçirmiştim.

Öyle mi oldu peki ya. Hiç de değil. 5 yaşında oğlum da çocukluluğumda  aldığım o lezzeti tanır, bir sarraf edasıyla keyfini sürebilimiş.. "Ege'nin geçmişinden süzülen söylenceleri.." anlamasa da yaşarmış.

Bir hocam tasarım dersinde sıklıkla "Göz , beyinden zekidir" derdi ve ben yıllardır dönüp dolaşıp bunu hatırlarım.. Sizce de "Kulak, beyinden zeki" değil de nedir?

Şimdi gel de bir kitaba, hele de bu kitaba uygun yaş aralığı hesapla! Kendimi bu seferlik bundan muaf kılıyorum izninizle 😊



0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement