O Anneler ve O Çocuklara!

Çocuğunu yürürken, seyrederken, konuşurken, gülerken, dans ederken, koşarken, oynarken göremeyen anneleri düşünüyorum bugün bolca..  evladını hiç göremeyen, kaybeden ya da zaten hiç sahip olamamış olan..
Oğlumu kucağıma alalı çok olmamıştı.. ilk günden itibaren "çok zorsun ama o kadar muhteşemsin ki" dedim ona..

Çok zor ve bir o kadar muhteşem!

Yine zihnimde seslerle, kalbim daralmış bir rutin hastane gününde gayri ihtiyari " çok hastalanıyor, gazı, kusması, reflüsü, kabızlığı, uyku problemleri (şimdi geride kalan başkalarını da ekleyerek) hiç bitmiyor" deyiverdim.

Sesli düşünmüşüm de çevremi o an farketmişim gibi.. Neşeli, küçük bir kahkaha attı kadın " amaaan, sende!" vardı o kahkahada.
Neden sonra farketmiştim ki konuştuğum kadının yanında afro saçlı melez görünümlü bir kız çocuğu.. sevimli mi sevimli. Gözlerini manga karakterlerine özgü irilikte gösteren siyah çerçeveli gözlükleri ve gülümsemesini ışıldatan diş telleriyle sıradışıydı çocuk.

O kahkahanın şaşkınlığıyla bakakaldım kadına. Gözlerimiz buluştuğunda;
 "down sendromlu! diş problemlerimiz, görme sorunumuz ve onlarca diğer sorunun yanında inanın en hafif sorunumuz sindirim sistemi problemleri" dedi.

Kızardım.. kendimi savunacak oldum ama neyse ki vazgeçtim.
Gülümsedim..iyi dileklerde bulundum kırık cümlelerle.
İcerden afro kızın adı duyuldu, muayeneye girdiler.

İçimi merak duygusu kapladı. Dilimin ucuna sorular yığıldı.. o anda muayene için geldiğimizi unutuverdim ve odadan çıkmalarını beklediğimi farkettim.

Oğlumun dosyası kolumun altında, bir elimde kimliğin üzerine iliştirdiğim ve sürekli düseyazan barkod..ta ki yan odadan ismimizi duyana dek..

O gün çok uzun ve zordu ancak tüm gün kadın ve çocuğu aklımdan çıkmadı.Karşılaşma fırsatım olmayan diğer anneleri, olası büyük dertlerini düşündüm durdum.

Hala zaman zaman düşünürüm. . O sorular.. çok mu güçlüydü, ya da çok enerjik, çok inançlı.. ya da büyük güçlü bir aileye sahipti belki de, dertlerine ortak olan. Bende eksikliği olan şeyleri aradım, kendi bezmişliğime bahaneler..

Aradan bir 3 ay daha geçtiğinde, yine bir hastane odasında ameliyat öncesi hazırlıklar için bekliyorduk. Oğlum 9 aylıktı, tüm gece kucağımda dualarla sallayarak narkoz öncesi açlığını unutturmaya çalışmıştım ve gerçekten ikimiz de çok yorgunduk. Gözlerine soru işaretinin çengelleri asılı.. annem neden ağlamama izin veriyor? Neden bu kadar açım, burada neler oluyor?
Yan yatakta ameliyat saatini bekleyen 4-5 yaşlarında bir çocuk ve annesi..
Kadın dolaptan çıkardığı muşambayı yere seriyor seri ve itinalı hareketlerle..hemen üzerine de secdeyle yıpranmış seccadesini.
Namazdan sonra soruyorum.

6. ameliyatımız diyor. Hastanede olmaya alışkınız. Doğduğunda idrar ve dışkı kanalları kapalı olduğundan annesiyle buluşamadan ilk ameliyatını geçirmiş. Ve müteakip operasyonlar..

Çocuklarımıza ve birbirimize dua ederek ayrılıyoruz.

3 saatlik bir operasyondan sonra maaile beklerken, uyanma odasında sadece annesini alabileceklerini söylüyorlar. Halleri kuşkulandırıyor. Anaflaktik şok dolayısıyla tüm bedeni kızarıp buruşmuş olan oğlumu görünce gözyaşlarımı tutamıyorum. Anestezi uzmanı yanıma yaklaşıyor ve sanki ameliyattan önce tesbit edilmemiş allerji ihtimalinden dolayı uyaran ben değilmişim gibi "tekrar ameliyat olursa anestezi uzmanına bilgi verin, hangi ilaç bilmiyoruz ancak ilaç allerjisi gelişti" diyor. Gözlerinin ta içine bakıyorum. Söylemek istediklerimi bal gibi de anlıyor.. ancak sözünü bitirir bitirmez benimki başlamasın diye hızla ayrılıyor.

Hastabakıcıya oğlumu kucağıma almak istediğimi söylüyorum gözyaşlarıyla. Çıkışıyor, "olur mu hamfendi öyle şey aaa!" diyor.
Kollarını uzatıyor..anneee! ağlıyor, çok korkmuş.

Tam yarım saat seyredebiliyorum sadece..
O çaresizliğin içinde ben anestezi uzmanının durumu aydınlatmasını beklerken bir başka hastabakıcı yanımdan "ya nasıl annesin sen, alsana çocuğunu kucağına!"diyerek hızla geçiyor.

Üzüntümü dindirerek öfkeyle dönüyorum ama sesimi duyuramıyorum.
Tanıdığımız bir doktor aracılığıyla operasyonun iyi geçtiğini ögrendiğimizde üzerinden saatler geçmiş oluyor.
Oğlum şimdi 5 yaşında ve allerjik astımlı. Ben bu yazıyı yazarken eşim içerde oğlumun ateşini kontrol ediyor.
Yılın çok büyük bir kısmını hala hastalıkla, kalan kısmını allerjiyle geçiriyoruz ve ben o kadınları düşünmeden edemiyorum.
O çocukları..
Afro saçlı şirin mi şirin melez kızı,
şimdi 9-10 yaşlarında olması muhtemel o çocuğu..
Hayatları hayatımıza hiç değmemiş o çocukları ve aileleri..olası dertlerini..
Çocuk beni..
Şehrin ortasındaki tek çayırlık alanda alabildiğine koşan, düşen, yaralanan çocuk beni..
Kuzenimle birlikte otlarlarken izlediğim birkaç şehirli ineği,
Kuzukulakları,
Adına çay dediğimiz eflatun çicekli muhteşem kokulu otları,
Havadaki saman sıcağını..
Uydurduğumuz masalları,
Çıplak ayakla koştuğumuz kızgın asfaltı,
Şehirdeki son çeşmelerden kana kana içtiğimiz serin suları,
Eşek arısı tarafından kovalanıp, kurbağalarla konuştuğumuz günleri...

Bir gün gelecek oğlum da sadece bunları hatırlayacak..
Ne kadar zor büyüdüğünü , hastalıklarını unutacak..
Hatta tam yalarken yere düşen dondurmasını, kırılan oyuncağını, gidemediği geziyi de..

Dilerim ki oğlum benim hatırlamadığım  ve annemin dün gibi hatırladığı o günleri değil,
Güneşli ve hanımeli kokan neşeli bahar günlerini hatırlar..

Varsın bir anne nasıl yetişiyor bilmesin ;)






4 yorum:

  1. Bu yazıyı ilk yazdığınızda okumuştum. Ancak bu sefer okuduğumda içime oluk oluk göz yaşları aktı. Duygularınızı, anılarınızı çok etkileyici bir dille ifade etmişsiniz. Kaleminize sağlık..
    Ve evet daha kim bilir ne büyük dertler var ama her dert sahibini yoruyor. Dert kıyası yapmak hoş gelmiyor bana doğrusu. Kişinin o dert ile ilişkisi, ona karşı mücadelesi ve duruşu, donanımı v.s. bir sürü etken ile sivrisinek bir adamı öldürürken kanser diğerini öldüremiyor mesela. O nedenle her dert sahibine dert, verene hamdolsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyanin haleti ruhiyesini dusunmeye calisarak yaziyorum bazen. Sivrisinek de oldurur, kanser de..ne kadar haklisin.
      Bir aci, keder tek basina kederli bir ani olmaktan o kadar fazlasi ki..yaziyi yazarken ne hissediyordum tam bilemiyorum ama su anda hissettigim sey bir baska boyut daha kattigi hayatima. Yasadiklarimiz, inandiklarimiz, gorduklerimiz ve bildiklerimizle biz biziz ya hani..daha da fazlasiyla.. tek bir sozcugu duymasam, tek bir kapidan gecmeyiversem zihnim duvarlarinda deveran eden o kelebek etkisi hasil olmayacak. Derdine gulmeyi de boyle ogreniyor belki insan..derdini sevmeyi, derdi vereni sevmeyi..yazdigimda yeniden ameliyat gundemdeydi. Son bir yildir defaatle gundeme geliyor ve risk sebebiyle yapilamiyor..

      Sil
  2. rabbim bundan sonrasina kolaylik versin.anlatimini hep begeniyordum.bunuda guzel yazmissin

    YanıtlaSil

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement