Çocuk ve Aidiyet

Her zaman kalabalık ailede çocuk büyütmenin çok daha rahat olduğuyla ilgili kanaatler duyarım.
Hatta kalabalık bir ailede büyüdüğüm için belki de..hayal meyal hatırladığım o günlerin hatırasıyla bana da pek güzel gelir.
Hatırımda kalan etek çekiştirmeli, ünlemli ilgi taleplerim ve karşılığını alamadığım sorularıma rağmen biliyorum ki o mutluluğun kaynağı "güven tesis eden aidiyet duygusu" dur.

Öyle güzel cocuktuk ki biz.. o kadar çok sayıda 'doğal uyaran'la kuşatılmıştık ki..Ögrenmeye olan merakımız o kadar canlıydı ki..Özgüvenimiz ve keşfetme heyecanımız keza öyle..Şu sinapslar var ya henüz onlarda da dijital çağa geçilmemişti. Beynimizde ögrenmeyle ilgili her köprücük tamamen organikti yani.

Henüz her evde ve hatta her elde bir bilgisayar yoktu. Ana Britanica ve Atatürk Kitaplığı Kaynaklarımız vardı bizim..Kütüphanede vakit geçirir, okur, resmeder, sohbet ederdik.
Şimdi yetişkinlerin bile sohbet etmeyi bilmediği düşünülürse hoşsohbet çocuklar olarak çok şanslı sayılırdık.
Masallar uydurur, uydurduğumuz masallara inanır, kendi dünyamızı gerçekleştirmeye olan inancımız pekişirdi.

Şimdi oğluma bakıyorum ve hüzünlenmeden edemiyorum..Elbette nasip..Her dönemin, her bireyin, fiziki, sosyolojik, kalıtsal koşullarının farklılığı da hesaba katıldığında hüzünlendiğim o şeyler belki de başka koşullar altında şükür vesileleri olacaktı.

Ancak oğlumu büyürken seyrediyorum ve her aile buluşmasında tedirgin, endişeli ve güvensiz hallerinin azalarak yerini mutluluk, güven ve huzur duygularına teslim edişini gözlemliyorum.

Bu da bana insan olarak aidiyetlerimizin bize kazandırdığı gücü düşündürüyor.
Hiç anlamadığım futbol fanatizmini anlamakta bile bir adım alıyorum bu anlarda
Ardından zihnime üşüşen sosyolojik deneyler..hani şu topluluğun gücüyle, sorgulamaksızın yapılan eylemler gibi şeyler..
Sürü psikolojisi mi? Evet, belki..ama bazen birilerinin sizin için yaşamış ve öğrenmiş olmasını dilersiniz. Tecrübelerden yararlanmak, ayak izlerini takip etmek..

Buna en çok ihtiyaç duyanlar da şüphesiz ki ebeveynlerinin izinden yolunu bulmaya çalışan çocuklar.
Bilinmez ve ürkütücü bir dünyada inançla birlikte en güzel klavuz aile herhalde bir çocuk için.
Anneler günü vesilesiyle hatırlayıp tekrar yaşadığım bu duyguyla birlikte çocuklarda aidiyet ve güven bağlantısıyla ilgili düşüncem pekişti.
Aile ne kadar genişse, onlarla ne kadar çok ortak paydanız varsa ve gerginliğin yerine anlayış ve sükunet ne denli hakimse o ailenin fertleri o kadar güçlü, huzurlu ve güvende hisseder.
Güvende hissetmek ise çocuklar için paha biçilmez olmalı.

Aileden, anne ve babadan, aile büyüklerinden mahrum büyüyen çocuklara Allah'ın başka telafiler ihsan ettiğine inanmakla beraber duanın, onarıcı ve destekleyici olmanın önemine binaen özellikle bu günlerde yetimlere daha çok sahip çıkmak gerektiğine inanıyorum.
Devlet, o kurum, şu vakıf olarak değil sadece ben, sadece sen, bir başıma elimden geleni yapıyor muyum diye sormalı.
O telafilerden desteklerle payda kazanmalı.

Bu gibi zamanlar, annesiz çocuklar için tum dunya annelerinin anne olması gerektiğini hissettiriyor bana.
Rasulullah'ı düşündürüyor.

Eksik bir pozitif ayrımcılıkla hiç annesiz cocuk çok anneli çocuk oluverse ya!



0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement