Biri Bizi Fabrika Ayarlarina Geri Alsın

Uyarı:
Okumakta olduğunuz yazı bol miktarda dar alanlı gözlem ve subjektif yargı içermektedir. Bilimselliği ya da bağlayıcılığı olmadığı gibi tamamen fiziksel hastalık, yaşlanma arazı olarak değerlendirilebilir. Olabilir yani öyle şeyler..

Uzun sohbetler için bolca, yazmak için azca vakte sahibim son gunlerde..
Farkettim ki kabuğumdan cıkmayalı öyle çok olmuş ki, rengarenk sathına yansıyan kendi yanılsamalarımı gerçek bilmişim. Toz pembe gerçekler, kuşlar, çiçekler, böcekler..
Bu uzun sohbetler esnasında "yahu biz eskiden otobüste ihtiyacı olana yer vermemeyi kendimize yakıştıramaz ve hatta bunu vazife ve misyonumuzun parçası görürdük. Koca koca genç kızlar ve oğlanlar yer vermek şöyle dursun "Kucagımda çocuğum var, tutunamıyorum. Yer verebilecek yok mu?" diye seslendiğiniz halde oralı olmuyorlar diye yakınacak oldum.
Bir öğretmen arkadaşım gülerek ve benzer örneklerle " yahu boşversene, sınıfta heyecanla sanat tarihi anlatıyorum, eğlenceli, heyecanlı..bakıyorum o coşkunun zerre yansıması yok karşımda. Survivor falan konusuyorlar, onları bu heyecanlandırıyor" dedi.
(ben hala survivor nası yazılıyordu ki diye google amcaya sorayım, aaah ah!)

Yaaa azizim aslında gördüğünüz gibi 30lu yaşlarında bir kadın değilim. Bunları söyleyecek kıvama geldiğime göre aslında 130 yaşında falan olmalıyım.

İçim mi geçmiş nedir :))

Ama yok, yoook dünya devam ederken ben bilimkurgu filmlerindeki gibi derin dondurucuda 100 yıl uyuyup bugüne uyanmış gibiyim. Dünya çok değişik biryer olmuş, ya da zaten öyleymiş de bizim gözlük camları pembeye çalar imiş.

Toplumun her kesiminden genç aynı tipte sanki, tornadan çıkmış gibi..
Okuma alışkanlığından tutun da genel ahlak ve edebe kadar her konuda bir moda ürünü gibi..Popüler kültür altın çağını yaşıyor olabilir .. Bundan 10 yıl önce marjinal olacağız, farklı düşüneceğiz, sorgulayacağız, kapılıp gitmeyeceğiz diye ne saçmalıklar yapardık, şimdikiler şipşak imaj tüyolarıyla hallediyorlar ya, bence buna bozuluyor da olabilirim :)

Sahiden okusalar etseler ya da hiç değilse aradan teknolojiyi çıkarıp 5 dakika göz teması falan kursalar değil mi ama?
Yok yok karamsar değilim. Genellemeler kötüdür ama bazen de iyidir ya bu iyi oldugu zamanlardan :) Bu genellemeye dahil olmayanlar nasılsa kendilerini bilir.. ucundan kıyısından dahil olana da kırık dökük de olsa bir ayna olur.
Sorun gençlerin sorunu mu peki. Bundan mı ibaret? Nicelik, nitelik vs. neydi ki bunlar? Ha bir de sorun nedir, ne anlatıyorum yahu ben!
Hah!
Sorun fıtrata aykırı haller içinde olmamız, sorun artık hiçbir şeyin normal, doğal olamaması.
Geleneksel olan, övülesi olan, doğal olan, fıtri olan vs. tüm kodların ve hatta yazılımın zararlı şekilde değişmesi.

Sorun küçücük çocuklar da dahil herkesin şu "Surrogates" (bizdeki adıyla Suretler) filmindeki gibi ekranların ardindan hayatı "yaşaması".
Oldu olacak yemekleri de hap olarak atalım, çene kaslarımız yorulmasın..
Durum vahim! Ee yeni birşey mi söylüyorum, ben mi keşfettim şimdi bu sorunu? Ya da içimdeki 130 yaşındaki mevta mı konuşan?
Hmm..olabilir aslında.
Bu yazıyı yazmaya başladığımda ağlanacak hallerimize birlikte gülelim eğlenelim düşüncesiyle birkaç anımı paylaşmaktı niyetim.

Ama bugün Öncü Eğitimciler'le tanıştığım 2. Eğitici Oyunlar Zirvesi'nde ÇOSKK'u görünce gülmekten fazlasını yapanlar olduğu için şükran duydum.

ÇOSKK, uzun adıyla "Çocuk Oyunları ve Spor Kulüpleri Federasyonu"
Ha bir de "Derin Beyin" var..  bunun uzun adı bu oluyor.

Yazının sonu, bitti.
Buradan sonrası için yazılar üzerindeki bağlantıları kullanıp parmakları hareket ettirmenizi istesem ayıp mı etmiş olurum ki? Oysa ki ben öyle bir insan mıyım? Hiç değilim ancak 5 yaşındaki oğlum zirveden dönmesini beklediği annesinin başına ekşidiği için diğer notlarla birlikte günün hülasasını başka bir yazıya ertelemek üzere izninizi istiyorum.




0 yorum:

Yorum Gönder

 

Facebook

Video Of Day

Google+ Followers

Advertisement